Kitap Okumak Lazım

Kitaplar Yeni çıkan kitaplar Çok satan kitaplar En son çıkan güncel yeni kitaplarin tanitimi




Özel Arama

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e İktidar Oyunu

Avni Özgürel

· Etkileşim Yayınları

İktidarı ele geçirmek, hükmetmek ve yönetmek… İnsanlık tarihine baktığımızda çıkan bütün çatışmaların kaynağında hükmetme ve yönetme isteğinin izlerini görürüz.
Elinizdeki kitapta bu isteğin bizim tarihimizdeki yansımalarını okuyacaksınız. Osmanlı`dan Cumhuriyet`e İktidar Oyunu`nda on beşinci yüzyıl günümüze kadar yaşanan iktidar savaşlarının bir dökümünü bulacaksınız.
İktidarı elinde bulunduranlar ile iktidarı ele geçirmeye çalışanlar arasında kanlı savaşlar yaşandı. Çoğu zaman devleti ve siyaseti zaafa uğratmak pahasına ağır bedeller ödendi.
Osmanlı`nın kuruluşundan kısa bir süre sonra başlayıp günümüze kadar devam eden iktidar oyununda rol oynayanlar değişse de mücadele hep devam etti.
Yirminci yüzyılın hemen başında İkinci Abdülhamid`in hal`inden başlayarak çok büyük bedellerin ödendiği iktidar oyunlarına sahne oldu. Koca bir imparatorluk devlet aklına sahip yöneticilerin susturulması sebebiyle, on yıl gibi kısa bir sürede tarih sahnesinden çekildi.
Ve acılarla dolu 27 Mayıs İhtilali… Cumhuriyet tarihimizin son yarım yüzyılını şekillendiren bu ihtilalin izlerini Türkiye bugün hâlâ üzerinden atmaya çalışıyor. 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 27 Nisan e-muhtırası 27 Mayıs`ın izlerini taşıyor.
Yakın ve uzak tarihimizde sürekli sahne alan 'İktidar Oyunu'nundaki yeni aktörlere ve açılan perdelere her geçen gün yenileri ekleniyor. Ergenekon davasının 27 Mayıs İhtilali`nin açtığı yolda önemli bir kırılma noktası olup olmadığı sorgulanıyor. Ancak millet olarak iktidarı ve muktedir olmayı amaç edinen kişi ve kesimlerin sergilediği yeni oyunları iyi ve doğru okumak elimizde.
Osmanlı`dan Cumhuriyet`e İktidar Oyunu tam bir rehber kitap.

Aşk Ölüdeniz'de Yaşar

Fatma Karahisarlı

· Kendi Yayını

"Köyde pansiyonculuğu başlatan da onlar zaten'" diyerek Arıza'ya yönlendirmişti. Bu yerinde duramayan, ağzı iyi laf yapan, şakacı, uzun boylu, yakışıklı delikanlı ona rehberlik edecek; Fethiye'yi, Ölüdeniz'i tanıtacaktı. Gazeteci Kenan, yumruğunu elini vurarak; "Ankara bekle beni.Bomba gibi bir yazıyla geliyorum" dedi... "Lakabının niye Arıza olduğunu anlatmakla başlayabilirsin." "Arıza lakabım değil öz be öz adım benim..."

Rüzgar, denizin üstünde şöyle bir gezinip, dalgaları coşturduktan sonra kelebekleri incitmeden, usulca okşuyor ve vadinin iyice daralan ucuna kadar sokulup, çağıl çağıl akan şelalenin sularının altından geçerek kendini yamaçların sert, keskin yüzeylerine vuruyordu... Yüzlerce, binlerce Melek, bütün vadiyi doldurdu. Hepsinin yüzünde ona aşık olmasına neden olan o güzel gülüş vardı.

Kırmızı sardunyaları sularken yüzünde olan gülüştü bu. Rüzgar nereden bulmuşsa bulmuş, kırmızı sardunyaların kekremsi kokusunu da getirmişti. "Gül; ne olur eskisi gibi bir kerecik olsun gül!" diye inledi. Vadinin yamacında küçücük bir kaya parçasının üstünde kalakalmışlardı. Buraya nasıl geldiklerini, bu kaya parçasının üstünde nasıl durabildiklerini anlamış değildi.

Birden yerdeki kanların kırmızı sardunyalara dönüştüğünü gördüm... Bir bir çiçek açıyorlardı. I ler taraf çiçeklerle dolmuştu. Sonra sen belirdin. "Aşk, kırmızı sardunyalar ve onların kekremsi kokusudur. Pes etmek yok. Sonuna kadar dayanacağım..." dedin.

Bu güzel mavinin içinde özgürlüğün, sonsuzluğun, mutluluğun yanında aşk da var. I ler şeyi anlattın ama aşkın Ölüdeniz'de yaşadığını söylemedin bana... Aşkı Ölüdeniz'de gördüm; dokundum ve yaşadım... Bunun için bütün kalbinizle inanın ki Aşk, Ölüdeniz' de yaşar...

Eylül Ebruları

AHMET UYSAL

· Mühür Kitaplığı


Daha Uzak

Sen yoksan daha uzak
Görünür gözüme midilli evleri,
Boşuna olur aramak izini,
Cunda kokulu rüzgarın.

Adının harflerine değen yağmur,
Şimdi hangi avluyu ıslatacak
Hangi ırmak sürükleyecek,
Avucundan kayan çakılları?

Sen yoksan daha da puslu
Görünür bana karşı kıyı,
Adresini değiştirir zeytinler,
Martıların çığlığı kesilir.

İlk aşkların ürpertisini
Duymayalım taşlı yapıda yeniden,
Lavantaların kokusu getirmeli
Suyun öte yakasında yüzünü.

İslam Aleminde Vakıf Kütüphaneciliği

Yahya Mahmud Cüneyd

· Kent Işıkları

Kitabın eğitimde ne kadar önemli olduğunu idrak eden vakıf kurucuları, eğitim için bir medrese yapmak ve gerekli öğretim kadrosunu bulmakla yetinmenin doğru olmadığını anladıklarından; buralara kitap vakfetmek için gerekli gayret ve çabayı sarfetmişlerdir. Öğretmen ve öğrencinin aynı anda rahatlıkla müracaat edebilecekleri bu kitaplardan da, zamanla kütüphaneler oluşmuş ve artık her vakfiyede, içinde ilim halkası bulunan cami ve öğrenciler için yapılan ribatlarda bir kütüphane bulundurmak gelenek halini almıştı.

Edebiyatımızda Hüzün

Mehmet Nuri Yardım

· Yağmur Yayınları

Hüzün, insanî bir duygudur ve bize aittir. Üzüntü, keder, gariplik, burukluk karşılamıyor bu sözü. Melâl diye ifade edildi, ama tutmadı. Hüznü bize çok yakıştıran şairler, mısralarında bu duyguyu en ince ve zarif şekilde kaleme alıp yüreklere hitap ettiler. Kültürümüzde hüzün, çok geniş bir şekilde işlendi. Ninnilerimizde, manilerimizde, türkülerimizde ve şarkılarımızda hüzün hâkimdir.

Edebiyatımızda da hüzün en yaygın temalardandır. Ayrılık, gurbet ve ölüm konuları işlenirken hüznümüz anlatılmıştır. 'Edebiyatımızda Hüzün' Türk edebiyatının son 200 yıllık geçmişindeki hüzün haritasını ortaya koyuyor. Erken ölen şair ve yazarlar, çocuklarını ve yakınlarını kaybeden edebiyatçılar türlü hastalık ve çeşitli sıkıntılarla mücadele eden yazı erbabı, bu kitapta önümüze çıkıyor.